| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
Hüseyin EKİCİ
Yer:
İstanbul
Tarih:
14 Mayıs 2012, Pazartesi 20:57 |
VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI
14 Mayıs 2012 tarihinde Mersin'de yaşamını yitiren İğdeli Köyünden Emekli Polis Memuru Ali Ceylan hepimizi üzüntüye boğmuştur.
Aramızdan ebediyete göç eden Ali Ceylan'a Allahtan rahmet, ailesine sevenlerine ve tüm yakın dostlarına başsağlığı dilerim.
Ali Ceylan'ın cenazesi 15 Mayıs 2012 tarihinde Mersinden getirilerek İğdeli Köyünde defnedilecektir.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
marilyn manson
Yer:
İstanbul
Tarih:
10 Mayıs 2012, Perşembe 19:43 |

Alıntı Sahibi: Osman(Cafer) TATAR
İBRİKÇİ VE İBRİKÇİ BAŞI
İbrikçi, ibrik tutan kişidir. İbrikçi başı ise bunların en rütbelisidir, yani padişahın ibrikçisi. Bu yüzdendir ki ibrikçi başı olmak önemli bir mertebedir, zira 7 düvele hükmeden haşmetli padişahın p.sunu gören yegâne kişidir.
İbrikçi başı: Osmanlılar zamanında bir meslek ve bu mesleği yapan kişiler. Görevleri tuvaletin önünde beklemek, boşalan ibrikleri doldurmak, yeni gelene hangi ibriği alacağı konusunda direktif vermekmiş. Sahip oldukları yetkinin b.tan bir yetki olmasından dolayı, ibriklerden hangisini almaya çalışsan karşı çıkıp "onu alma sol cenahtakini al" gibi laflar ederlermiş. Bu yüzden, bir b.ka yaramayan yetkilerini yüceltip her fırsatta kullanan adamlara "ibrikçi başı" denirmiş.
KAHVE MOLASI
İBRİKÇİBAŞI OLMAK KARİYERDİR
Hangi hikâye doğrudur, bilemem. Bir hikâyeye göre adamın birisi bir gün umuma açık tuvalete girmek zorunda kalmış. Oradaki bir görevli, kendisini ikaz edip, soldaki ibriği almasını istemiş. O nedenini sorduğunda ise, "ben ibrikçi başıyım" demiş. Çünkü görevini yetki, konumunu makam olarak görüyormuş. Yetkiye bak, makama bak. Bir başka hikâyeye göre ise Osmanlı'da sarayda ibrikçiler varmış. Padişaha hizmet edene ise ibrikçi başı denilirmiş. Hangisi daha doğru bilemem.
Ama bildiğim kadarıyla ibrikçi başının eşanlamlısı bir kelime var; b.k yedi başı. Osmanlı'da b.k demezlermiş, necaset derlermiş. Telâffuzu hoş, kullanımı şık, güzel bir söz. Diyebilirsiniz ki, ha b.k demişiz, ha necaset demişiz, ne fark eder? Çok şey fark eder. Hangi kelimeler ile konuşuyorsanız, dünyayı da o kelimeler ile algılıyorsunuz demektir. Kelimeler kodlar, lisanlar kod dizileridir. O nedenle b.k diyenler ile necaset diyenlerin hayata bakışlarını ortaya koyan kodları da, kodlarının dizileri de farklıdır. Necaset b.ktan iyidir. Hele ki shit'ten kesinlikle daha iyidir.
İbrikçi başı olmak için ibrik gerekmez. Onları ellerinde ibrikle göremezsiniz. Onlar ellerinde ibrikle de gezmez. Ama sınıfta başkan, askerde çavuş, büroda şef veya müdür, takımda kaptan olunca kendilerini gösterirler. Hem de nasıl! Yürüyüşleri, duruşları, bakışları değişir. Omuzlar dikleşir, boyna kramp girer, bütün vücutla dönülür. Kollar genellikle belde bağlanır, adımlar büyür, gözler küçülür.
Sınıfta konuşanları tahtaya yazanlar onlardır. Askerde de askere karşı en katı olanlar da onlardır. Büroda da bir tek onlar "bana bey diyeceksiniz" derler, takımda da kendilerine "kaptan" diyenler ile demeyenleri birbirinden ayırırlar. Yanlış anlaşılmasınlar; güce tapmazlar, güce itaate bayılırlar. Okul müdürünün alacağı makas, bölük komutanının vereceği aferin, bir üst amirin vereceği selâm ve antrenörün (çalıştırıcının) övmesi onları yüceltir "ömürleri boyunca" hatta torunlarına- anlatacakları bir sürü de güzel anıları vardır;
-Birden müdür içeri girdi. Hemen konuşanların ismini verdim. En başa da beni sevmeyenleri koydum.
-Sonra bir baktım teğmen gelmiş, bana bakıyor. Askerler de sus pus olmuş bana bakıyor. İşte komutanım dedim, şu askerler dediğimi yapmıyor.
-Dedim ki genel müdüre; "Sayın büyüğüm, muhterem amirim. Çok haklısınız" dedim. O çıkınca herkese hafta sonuna mesai koydum.
-Yahu bizim orta sahada durmuş, hoca bana bakıyor. Aldım topu sola çapraz kaydım. Defanstakiler, orta sahadakiler şaşırdı kaldı. Sonra daha da ileri çıktım. Forvetler de kıskanıyor beni tabii. Onları hep fazladan koşturuyorum ya.
Hiç bitmez hiç. Ama fena da bir durum vardır. Çünkü ibrikçi başı olmak bir süre sonra kalıcı bir ruh hâline gelebilir. Hatta bence ibrikçi başı olunmaz, ibrikçi başı doğulur! Belki de bütün ibrikçi oğulları yukarıdakileri aynı veya farklı sırayla yaşarlar.
Taksiye binerlerse şoföre, otobüse binerlerse muavine, gittikleri bakkala, uğradıkları manava ve apartman yöneticisine yaltaklanırlar. Çünkü bu onlar için mecburiyettir. Yarın kimin ne olacağı belli olmaz, kimin kimi tanıdığı hiç bilinmez. Herkesle iyi olmak lâzım! Ama muhalifleri de vardır. Muhaliflerinin rahatsızlığı ise genellikle ibrikçi başı değildir. Kendilerinin ibrikçi başı olmamasıdır. Bazı yerlerde ibrikçi başı birden fazladır. Bir de elbette birden çok ibrikçi başı aday adayının olduğu ortamlar vardır.
Ama öyle ya da böyle, bütün ibrikçi oğulları gizliden birbirini destekler. Çünkü ibrikçi başı olmayanlar düşmandır, tehdittir, rakiptir. Her ibrikçi oğlunun gizli bir hedefi vardır. Hepsi o hedefi paylaşır; İbrikçi oğulları İmparatorluğu'nu kurmak. Ama bu göründüğü kadar korkunç değildir. Çünkü bir ibrikçi oğlunun var olabilmesi için, ibriğini zimmetine alacağı bir efendisi olması icap eder. Denilebilir ki, o zaman da kıdemsiz ibrikçi başı kıdemli ibrikçi başının ibriğini tutar. Bu mümkündür. Ama yine de o sistemde "adaletsiz ibrik paylaşımı" meselesi başlar. Çünkü her ibrikçi ibrik taşıdığı müddetle yaşar. Sonra, yeni bir ibrikçi çıkar. Ondan sonrasında ibriğin itibarı yeni ibrikçiye ait olur. İbrikçilik makamı da, ibrikçi başı sıfatı da, hatta necaset sanatı da ibrikle gelir ibrikle gider.
TANRI HEPİMİZİ GÜNÜMÜZÜN İBRİKÇİLERİNDEN VE
İBRİKÇİ BAŞLARI'NDAN KORUSUN.
NOT : Bu yazı www.diplomatikgozlem.com/kahvemolasi.sitesinden alınmıştır.
Bu yazıyı bana gönderen değerli hemşerim(.) Yazı gerçekten güzel.
Daha önce benzer bir yazıyı bende yazmıştım. Ama bu kadar detaylı ve anlamlı değildi.
Senin iznini almadan sitelere gönderdim. Sanırım sence bir mahsuru yoktur.
Sevgi ile kal.
Osman(Cafer) TATAR |
|
|
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hüseyin EKİCİ
Yer:
İstanbul
Tarih:
19 Nisan 2012, Perşembe 18:14 |
VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI
20 Nisan 2012 tarihinde KARAÖZÜ Beldesinden Rahmetli Öğretmen MUSTAFA TAŞTAN'IN eşi, İğdeli Köyünden Osman Çavuşun kızı, Emekli Astsubay Osman Cemal TATAR abinin kayınvalidesi ve Sabahat Tatar'ın annesi DÖNE TATAR'ın vefat ettiğini öğrendim. Başta O.Cemal Tatar abi ve eşi olmak üzere tüm yakınlarına sabır ve başsağlığı diler, merhumeye Allahtan rahmet dilerim.
Not: İsim benzerliğinden ve bilmediğimden ötürü daha önce yaptığım hatadan dolayı özür dilerim. H.Ekici
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Necip GÜNEŞ
Yer:
İstanbul
Tarih:
18 Şubat 2012, Cumartesi 15:50 |
Ali Amcanın(*) vefatından büyük üzüntü duydum.
Ailesine ve tüm yakınlarına baş sağlığı diliyorum.
Bir gerçek daha hayal oldu.
(*) Not: Ali Avşar (Arap Ali)
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Kamil EKİCİ
Yer:
Kayseri
Tarih:
11 Şubat 2012, Cumartesi 10:41 |
iğdeli köyü halkından Ali AVŞAR vefat etmiştir.
Ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz.
Allah rahmet etsin.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hürü ve Hüseyin Özdemir
Yer:
Almanya
Tarih:
30 Aralık 2011, Cuma 17:17 |
***** Bütün Karaözü vede Cevre köylerin Yeni Yilini Kutlar...vede Bütün CANLARIN.
BÜTÜN DÜNYADA BARI$ OlMASI.
SAGLIK,,,
MUTLULUK,,,
BA$ARI;
... BOL KAZANC GETiRMESiNi,,,
Dilerim.... ********
Hürü ve Hüseyin Cifti....
Almanya.......
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Osman(Cafer) TATAR
Yer:
Kayseri
Tarih:
30 Aralık 2011, Cuma 10:44 |
Yeni bir yılda yüzünüzden gülücükler,
Gönlünüzden sevgiler eksik olmasın.
Nice mutlu yıllara.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Osman(Cafer) TATAR
Yer:
İstanbul
Tarih:
26 Aralık 2011, Pazartesi 08:32 |
''Bir memlekette namus erbabı, lâakal namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memleket için kurtuluş yoktur.''
Bu sözler ile İsmet İnönü diyor ki, ''dürüst insanlar, yolsuzluk yapanlardan daha yürekli olmalıdırlar''
Turan GÜNEŞ İsmet İNÖNÜ ve Bülent ECEVİT arasındaki liderlik yarışının sonucunu şöyle özetliyor:
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hüseyin EKİCİ
Yer:
İstanbul
Tarih:
08 Aralık 2011, Perşembe 10:48 |
VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI
İğdeli Köyünden Selver Koç vefat etmiştir. Selver Koç ailesi ile İgdeli Köyü ve çevrelerindeki tüm akraba, dost ve sevenlerine başsağlığı dileklerimizi iletir, sabırlar dileriz.
Selver Koç'a Allahtan rahmet dileriz.
Not: Selver Koç : Dalkıranın Veli diğer bir ünlenmesi ise Musa'nın Kızının oğlu Veli Koç'un hanımıdır.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hüseyin EKİCİ
Yer:
İstanbul
Tarih:
08 Aralık 2011, Perşembe 10:31 |
VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI
Yerlikuyu Köyünden Fevzi Özel'in eşi Melek Özel 7 Aralık 2011 tarihinde vefat etmiştir.
9 Aralık 2011 tarihinde Yerlikuyu Mezarlığında defnedilecektir.
Fevzi Özel'e, akrabalarına, sevenlerine başsağlığı dileklerimizi iletir, ebediyete göç eden Melek Özel'e Allahtan rahmet dileriz.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Osman(Cafer) TATAR
Yer:
Kayseri
Tarih:
13 Ekim 2011, Perşembe 10:32 |
HALK TAKVİMİ ÜZERİNE BİR İNCELEME
Halk takvimini her hangi bir yöre insanının temelde kültürel miras olarak edindiği doğal olgularla ekonomik bağın anımsama ve anımsatma görevini üstlenmiş olan zaman-hayat ikilisinin bir dizgesi olarak tanımlayabiliriz.
Halk takvimi dediğimiz yerel takvim bilinen kimi doğal olaylara iyi ya da kötü özellikler yükler.
Yaygın bir inanca göre uzun süreli deneyim ve bilgi birikiminin ürünü olan halk takvimlerine uymamak onun gösterdiği doğrultuda hareket etmemek bireyin büyük zararlara uğramasına neden olur.
Çünkü halk takvimleri oluştukları doğal ve kültürel ortamın ürünüdürler. Yerel takvimlerdeki zamanı noktalama ya da bölümlemeler kimi kurumları olarak sayabiliriz.
Toplumsal yapıyı belirleyen ekonomik uğraş bunlarla ilgili olgular ve inanç sistemi halk takvimlerinin iskeletini kurarlar.
Temelde halk takvimlerinin oluşumunda toplumun ekonomik yapısı ve ekonomiyi belirleyen uğraş biçimi etkili görünmektedir. Bugün çoğunluğu Müslüman olan ülkemizde iki takvim kullanılır:
1) Bir yılı ayın 29-30 günlük dönem içindeki değişmelere göre 12 bölüme ayıran yani 354- 355 gün sayan ay takvimi ya da kameri takvim.
2) Dünyanın güneş etrafında 365 / 366 günlük hareketi esasına dayanan batı ülkelerinin de kullandığı güneş takvimi ya da şemsi takvim.
Halkın gelenekleriyle ilgili belli günler için bu iki takvimden de yararlanılır.Dini bayramlar için ay takvimi başka türden tören ve işler için güneş takvimi kullanılır.Ayların da resmi adlarının yanında daha farklı adlandırıldığı olmaktadır.
Bazı yerlerde (Kayseri-Sivas-Yozgat Yöresi) Şubat Ayı diğer aylardan kısalığı bakımından ayrıldığı için 'Gücük (küçük)' olarak adlandırılmaktadır.
Kiraz ayı: Kirazların yetiştiği ay (Haziran-Temmuz),
Çayır ayı : Çayırların biçildiği ay gibi (Temmuz-Ağustos)
Kış mevsimi: Halk takvimlerinin büyük çoğunluğunda yıl Kasım Ayı'nın başında başlar ve Hıdrelleze kadar yani Mayıs Ayı'na kadar sürer; bu süre kış mevsimidir.
Hıdırellez: Hıdrellez ise 6 Mayıs'ta başlar, Hamsin adlı üç ana bölüme ayrılır. Tamamı 180 gün olarak kabul edilen kış devresinin ilk 135 günü yani Kasım-Zemheri-Hamsin aylarına "sayılı kışlar" ya da "hesaplı aylar" adları verilmektedir.
Bu devre kışın en şiddetli olduğu süredir ve insanlar tarafından uygun tedbirler almak üzere hesaplanır. Kışı tamamlayan 45 günlük bir devre daha vardır ki 6 Mayıs'a kadar geçen süredir.
Anadolu'da bu süreye "dokuzun dokuzu" "oğlak kışı" gibi isimler verilir. Tarım ve hayvancılıkla uğraşan çiftçiler için bu takvim yaşamsal önem taşır. Hayvan ve bitkileri sert soğuklardan korumak için "sayılı"yı bilmek zorunludur.
GÜN HAFTA ve AYLARIN ADLANDIRILIŞI:
Bugün çoğunluğu Müslüman olan ülkemizde iki takvim kullanılır:
1- Kameri takvim: Bir yılı ayın 29 / 30 günlük dönem içindeki değişmelerine göre 12'ye bölen yani 354 / 355 gün sayan ay takvimi.
2- Şemsi takvim: Dünyanın güneş etrafında 365 / 366 günlük hareketi esasına dayanan batı ülkeleriyle ortak olarak kullanılan güneş takvimi.
Halkın gelenekleriyle ilgili sayılı günler için bu iki takvimden de yararlanılır; dini bayramlar için ay takviminden başka türden tören ve işler için mevsimleri gösteren güneş takviminden.
Halk gelenekleriyle geçmişte belli bir olayın zamanını göstermek için halk dilinde örneklerine sık sık rastlanan yöntem toplumun yaşamında iz bırakmış önemli bir olayın bellek - taşı olarak alınmasıdır: Seferberlik (1914 - 1918 savaşı) Erzincan Depremi (1939) gibi.
Gece ve gündüz akşam güneşin batmasından başlar: Örneğin; Perşembe günü güneş battıktan sonrası ertesi gün güneş batmasına kadar Cuma sayılır.
Haftanın günleri herkesçe "resmi" adları ile bilinmekle birlikte Çarşamba günü "ışıklı" olarak adlandırılmaktadır. Günlerin bu şekilde değişik isimler alması bölgede ticaret merkezi olarak Pazar kurulan yerlere göre olmaktadır.
Yaşamlarını çiftçilik ve hayvancılık ile sürdüren toplulukların takvimleri mevsimlerin ve her mevsimin içindeki bölümlenmelerin yıl içinde türlü etkenlerden gelme çeşitlenmeler görülür. Örneğin Kayseri-Sivas-Yozgat yöresinde her mevsim iki aydan oluşmak koşuluyla yıl sekiz aya bölünmektedir.
Bahar : Mart 22 Mart - 5 Mayıs, Hıdırellez ( 5 Mayıs - 21 Haziran)
Yaz : Gündönümü 22 Haziran - 13 Ağustos / Ağustos (14 Ağustos - 21 Eylül)
Güz : Güz (22 Eylül - 5 Kasım) / Kasım (6 Kasım - 21 Aralık)
Kış : Zemheri (22 Aralık - 31 Ocak) / Karakış (1 Şubat - 21 Mart)
Kayseri-Sivas-Yozgat yöresinde ayların daha farklı adlandırıldığını görüyoruz. Zemheri (Ocak) Karakış (Aralık) gibi.
Halk takvimlerinin çoğunda kış aylarından birini ya da birinin bir bölümünü gösteren Karakış deyimindeki kara sıfatı olumsuzluk anlamı yüklenmiştir. Bu dönem köylünün iş göremediği ve en çok sıkıntılı günlerini anlatan dönemdir. Avara (Avare) olarak anlatılan dönem Ekim işlerinin bitip çiftçinin boş kaldığı zamandır.
Birçok yöre takviminde Şubat öteki aylara oranla kısalığı bakımından Gücük olarak adlandırılmıştır.
Anadolu takvimlerinde koç katımını gösteren dönemlerden başka, döl dökümü kuzu ayı (Kars'ta Mart için) 'döl başı' deyimleriyle de belirli mevsim bölünmeleri gösterilmiştir. Bu dönemlerin resmi takvimde aynı aylara veya dönemlere rastlaması düşünülemez.
Yılın mevsimlere bölünmesindeki en yaygın kural:
Yılı Kasım ve Hıdırellez olarak ikiye bölmektedir.
Hıdırellez 6 Mayıs'ta başlayıp Kasım'a kadar sürer.
Anadolu'nun Doğu Bölgeleri'yle ilkbaharın başlangıcı olarak birçok kültürde yılbaşı sayılmıştır.
Doğu Anadolu geleneklerinde Nevruzu (Cuma gününü) Hz. Ali'nin doğum günü olarak kabul ederler.
Teknolojik açıdan yetersizliğin olduğu toplumlarda yüzyıllara dayalı yerel deneyim görgü tahminlerle atmosfer olaylarına ilişkin bilgiler oldukça yüksek doğruluk oranlarına ulaşmıştır.
Yaşamın tamamen doğal etkenlere bağlı olduğu geleneksel toplumlarda hava tahminleriyle ilgili bilgiler kültürel bütünlük içerisinde önemli bir yere sahiptir. Tarım toplumunda Ay'ın durumuyla ilgili bilgiler de son derece önem kazanmaktadır. Örneğin Ay hilal biçimindeyse ve açık kısmı yukarı doğru bakıyorsa bu durum kısa süre içinde yağmur yağacağı şeklinde yorumlanır.
Tarlaya tohum ekme zamanı da ayın durumuna bağlı olarak belirlenir. Ay'ın yeni doğmuş ilk hali yani "Ay'ın aydını" bir süre beklenir.
Kırsal kesim insanı için yaşamsal bir önem taşıyan hava tahmininde insanlar kavak ağaçlarının yapraklarını tepeden dökmeye başlaması kışın sert geçeceği anlamına gelir.
Aynı şekilde çam kozalakları fazla olursa kış zor ve uzun geçecek demektir. Hayvanların davranışları da havanın nasıl olacağı konusunda ipuçları vermektedir. Örneğin, koyunlar yüzünü güneye (kıbleye) karşı dönerek yatarsa bu kısa süre içinde yağmurun yağacağı anlamına gelir.
Mevsimi geldiği halde yağmayan yağmurlar hayatı olumsuz yönde etkilediği için insanların bunun için bir şeyler yapması gerektiği düşüncesine yol açmıştır. Yağmur yağdırmaya yönelik törenler halk kültürü zenginliklerimiz arasında yer almaktadır. Yağmur yağdırma törenleri iki yönüyle kendini göstermektedir:
a- Büyüklerin katıldığı 'yağmur duaları' ve bununla ilgili işlemler,
b- Çocukların katılımıyla yapılan oyunumsu törenler.
Büyüklerin katıldığı yağmur duaları orada bulunan kişiler de bu dualara katıldıktan sonra kurban kesilerek yemekler yenir. Belli sayıda taş toplanarak üzerlerine dua okunur ve bu taşlar bir suyun içine atılır. Yeterince yağmur yağdığına inanıldıktan sonra bu taşlar sudan çıkarılır.
Küçüklerin katıldığı yağmur dualarında ise; genellikle çocuklar toplanarak bütün evleri dolaşırlar; evde bulunan kişilerden yağ, şeker, un, bulgur v.s. toplayarak bunlardan yemek yaparlar. Bu arada kendi aralarında birtakım eğlenceler ve oyunlar düzenlerler.
Geleneksel toplumlar kendi yaşantılarında etkisini belirgin bir biçimde gördükleri doğal olayları etkinin türü ile de adlandırılmışlardır. Bunun en güzel örneğini kimi rüzgâr adları verir. "Çanak gurudan" "Moza gıran" gibi...
Değişik yörelerden değişik zaman dilimlerinde görünüp izlenebilen Güneş hareketleri ile bir şaşmazlığın-periyodikliğin sembolü olmuşlardır.
İşte bu nedenledir ki onlarda hayata etkin gizler aramıştır.
Ülker(Ülger) adı verilen yıldız bunun en güzel örneğidir. Bazı yörelerde özellikle yaz aylarında Ülker yıldızının etkisiyle bitkilerin ve hayvanların zarar göreceğine inanılır. Bu etkiden korunmak için çeşitli tedbirler alınır
Halk meteorolojisi alanında halkın bilgi ve tecrübesine örnek oluşturan başka bir olayda Eyyam-ı Bahur günleridir. Eyyam-ı Bahur halk arasında Ağustosun ilk haftası olarak kabul edilen yılın en sıcak günlerinin adıdır.
Halkımız güneş ışınlarının en etkin olduğu kabul edilen bu günlerde birtakım inançlara bağlı olarak bazı uygulamaların yapılması gerektiğine inanır. Bu inanç ve uygulamalar özellikle bitkiler üzerinde yoğunlaşır.
Kaynak: 1- Emekli Öğretmen Şahin TATAR (Babam), 2- Prof. Dr. Faruk Sümer: Çepniler, Yabanlu Pazarı, Türk Devletlerinde Şahıs Adları
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hürü-Hüseyin Özdemir.
Yer:
Istanbul
Tarih:
28 Eylül 2011, Çarşamba 00:04 |
Vefat Ve Bassagligi
Saygi Deger Hüseyin Ceylan Amcamizin Vefati Bizlerde Büyük Üzüntü Yaratti Hüseyin Amcamiza Allah´Tan Rahmet Mekani Cennet Topragi Bol Olsun Tüm Ceylan Ailesine Vede Yakinlarina Bassagligi Dileriz.
Basimiz Sagolsun..
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hüseyin EKİCİ
Yer:
İstanbul
Tarih:
26 Eylül 2011, Pazartesi 15:09 |
VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI
İğdeli Köyümüzün Değerli bir insanı olan HÜSEYİN CEYLAN'ın da aramızdan ayrıldığını ve hakkın rahmetine kavuştuğunu Sayın Cafer Tatar Öğretmen haber verdiğinde şaşkınlık içinde kaldığımı ve üzüntümü tarif edemem.
İğdeli Köyümüzün aydınlık yüzlerinden biri olan ve uzun yıllar Askerlik Şubelerinde sivil memur olarak görev yapan Hüseyin Ceylan'a Allahtan rahmet, kederli ailesine, sevenlerine sabır ve başsağlığı dilerim.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hüseyin EKİCİ
Yer:
İstanbul
Tarih:
21 Eylül 2011, Çarşamba 19:31 |
YAHUDİ ZEKASI
Bir Rus Yahudi'si İsrail'e göç müsaadesi alır.
Çıkışta Ruslar bagajını kontrol ederken elbiseleri arasında Lenin in büstünü bulurlar, sorarlar :
- Bu nedir?
Yahudi :
Bu nedir değil, bu kimdir diye sormanız gerekirdi...
Bu Lenin'dir, sosyalizmin temellerini atan, Rus halkına iyilikler getiren..
bende bunu bereketli günlerin hatırası için yanıma aldım.
-Tamam, Ruslar bırakır ve geçer.
Tel Aviv havaalanında gümrük memurları büstü görür ve sorar :
- Bu nedir?
Yahudi: Bu nedir değil, bu kimdir diye sormanız gerekirdi...
Bu Lenin'dir. Bu deli cani yüzünden Rusya'yı terk etmek zorunda kaldım !
Yanıma aldım ki her gün bakıp lanet okuyayım !
-Tamam, bırakırlar ve geçer...
Adam evine gider, büstü büfenin üstüne koyar,
gelişi sebebiyle akrabalarına davet verir.
Yeğenlerden biri sorar :
- Bu kimdir?
Yahudi cevap verir :
- Bu kimdir değil, bu nedir diye sorman gerekirdi...
Cevap da,
on kilogram yirmi dört ayar altın, vergisiz, gümrüksüz, KDV'siz...
SAKIP SABANCI ZEKASI
Sakıp Sabancı'ya bir gün demişler ki:
- "Ağa bu dünyada her şey güllük gülistanlık nereye baksak her tarafta senin şirketlerini ve fabrikalarını görüyoruz. (MarSA,YünSa,LasSA,ToyotaSA)"
- "Burada işin iş. Ya diğer tarafta ne olacak, orada ne yapacaksın, nasıl kurtulacaksın zebanilerden?"
Sakıp Ağa gülerek cevap vermiş:
- "Öte yanda da işimizi sağlama aldık. Bir tarafımızda iSA, diğer tarafımızda muSA"
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Ragıp TATAR
Yer:
Ankara
Tarih:
14 Eylül 2011, Çarşamba 17:32 |
Konya' da iş arayanlar lütfen dikkat...
KONYA' da fabrikamızda istihdam edilmek üzere,
Endüstri Mühendisi, Makine Mühendisi,
Makine teknikeri, CNC operatörü,
Torna-Freze operatörleri,
Kaynakçılar, Montaj elemanı
olarakyetiştirilebilecek el becerisi iyi genç elemanlara ihtiyacımız var.
Çevrenize ve tanıdıklarınıza bu duyuru iletebilir ve bana ulaşmalarını bildirebilirsiniz.
Sevgi, saygı ve dostlukla
M. Alptekin AYDIN
0090-5415510988
aaydin@kayahan.com
www.kayahan.com.tr
www.konsantas.com.tr
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Osman(Cafer) TATAR
Yer:
Kayseri
Tarih:
04 Ağustos 2011, Perşembe 11:18 |
"KARAÖZÜ VE YÖNETİM REFORMU"
"Başlıklı mesajım ile ilgili olarak yapılan değerlendirmeleri, büyük bir heyecan ile okuyorum. Bunlardan bazılarının küçük ve kişisel hesaplarla yazıldığı, toplumsal ve yöresel düşünceden uzak olduğu için dikkate almıyorum." (Tekin KARABIYIK)
Özellikle ikinci cümleyi yöremiz insanlarının dikkatli okumasını öneriyorum. Bakalım alanında uzman olan bu vatandaşın görüşünü dikkate alıpta çevre köyler Karaözü kasabasının mahallesi olacak mı?
Zaman içerisinde göreceğiz.
Aynı çorba yıllar önce ısıtılıp ısıtılıp önümüze getirildi. Ancak çorbaya kimse kaşık uzatmadı.
Laf kalabalığı yaparak milletin kafasını bulandırmaktan başka bir şey değil bunlar.
Sen kendi köylünü köyde tutacak projeler üretmeyeceksin, köylüyü sadece seçimden seçime tanıyacaksın, köylü köyden göçüp gidince ve senin nüfusun azalınca Belediye durumun riske girecek ondan sonra çevre köylerden medet umacaksın. Bunlar bazılarının ileride oturmayı düşündükleri koltukları şimdiden kaybetmemek için ortaya attıkları sinsi düşünceler.
TAM BİR ŞARK KURNAZLIĞI.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Osman(Cafer) TATAR
Yer:
Kayseri
Tarih:
31 Temmuz 2011, Pazar 22:17 |
Çevre köylerin Karaözü'ne bağlanması,çevre köylere hiç bir avantaj sağlamaz.Karaözü Belediyesi özellikle kasabadan başka yerlere nüfus nakli yapılmasının önüne geçmelidir.
13 AĞUSTOS 2011 GÜNÜ YAPILACAK OLAN TOPLANTIDA BÖYLE BİR MADDE GÜNDEME DAHİ ALINMAMALIDIR.
Çevre köylerin Karaözü'ne bağlanması düşüncesinede çevre köy halkı ve muhtarlarının destek vereceğini sanmıyorum.
Bu düşünce zaten daha öncede gündeme gelmişti ve kabul görmemişti.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Osman(Cafer) TATAR
Yer:
Kayseri
Tarih:
01 Temmuz 2011, Cuma 21:46 |
2 TEMMUZ 1993 SİVAS-MADIMAK KATLİAMINI NEFRETLE KINIYOR,
35 CANI RAHMETLE VE SAYGI İLE ANIYORUM.
Güneşin ak yüzüne bir duman çöktü
Bir türkü çığlıkla ateşe düştü
Kuytu bir köşede bir çiçek küstü
Döktü yaprağını boynunu büktü
Şu Sivas'ın elinde sazım çalınmaz
Güllerim yandı yüreğim dayanmaz
Kararmış yüreğin hiç ışığı olmaz
Bilmez misin ki türküler yanmaz
Günü gelir sanma hesap sorulmaz
Dayanır kapına Pir Sultan ölmez
Şu Sivas'ın elinde sazım çalınmaz
Güllerim yandı yüreğim dayanmaz
Edip AKBAYRAM
Not: Katliamda ölenlerin 33'ü sanatçı, yazar, öğrenci, 2 kişi Otel görevlisi, 2 kişi de Oteli ateşe veren Canilerden oluşmaktadır. Toplam 37 denilmesi budur.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hüseyin EKİCİ
Yer:
İstanbul
Tarih:
25 Haziran 2011, Cumartesi 21:09 |
VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI
Köyümüzün (İğdeli) aydınlık yüzlerinden
Emekli öğretmen ALİ GÜNEŞ VE
Emekli Astsubay Süleyman ÇINAR
Aramızdan ayrılarak ebediyete göç etmişlerdir.
Merhumlara Allahtan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Osman(Cafer) TATAR
Yer:
Kayseri
Tarih:
16 Haziran 2011, Perşembe 18:42 |
Pedogoji (Eğitim Bilimi)'de bir kural vardır. Bu kural der ki "Sana göre doğru, bana göre doğru yoktur. Doğru bir tanedir ve aklın yolu birdir."
Bu kural Pedogoji'nin en katı, ancak en doğru kuralıdır.
12 Haziran seçimlerini değerlendiren arkadaşlara ben yukarıdaki kural ışığında naciz ane bir kaç şey söylemek istiyorum.
1-) CHP 12 Eylül 1980'den sonra en başarılı sonucunu almıştır.
2-) CHP Bülent ECEVİT'in genel başkanlığından sonra en başarılı sonucunu almıştır.
3-) Baykal'ın genel başkanlığında en son genel seçimde % 19.6,Yerel seçimde ise % 19.8 oranında oy almıştır.
4-) Kılıçdaroğlu ile ilk defa seçime giren CHP % 26 oy alarak bence alabileceği en iyi oyu almıştır. Çünkü bu seçimde sağ oylar birleşerek
(buna bir kısım MHP oylarıda dahil) AKP'ye gitmiştir.
5-) Bağımsız adayların büyük bir kısmı CHP'nin oylarını bölmüştür.
Bunu en açık olarak İstanbul'da görüyoruz. Bu adaylar CHP'ye 5-6 milletvekilliği kaybettirmişlerdir. Buna % 10 luk barajı da dahil edersek 8-9 milletvekiline çıkmaktadır.
6-) Hiç şanslarının olmadığını bile bile seçime giden bağımsızlar, başka partilerin veya başka bağımsızların baskısıyla seçime girmişler ve CHP'ye büyük darbe vurmuşlardır.
7-) Kılıçdaroğlu'na başarısız diyenler, başarısızlığı acaba neye göre değerlendiriyorlar. Bunu anlamakda zorlanıyorum.
Hoş görünüze sığınarak saygılarımı sunuyorum.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Osman(Cafer) TATAR
Yer:
Kayseri
Tarih:
08 Mayıs 2011, Pazar 10:26 |
2006 Yılında kendisi ile YALOVA'da tanışma şerefine nail olduğum hukuk adamı Halit Çelenk'in ölümünden büyük üzüntü duydum.
Mekanı cennet olsun.
Ayrıca ölüm tarihi de çok anlamlı.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Osman(Cafer) TATAR
Yer:
Kayseri
Tarih:
04 Mayıs 2011, Çarşamba 19:59 |
Sayın Muhtar;İsmail DEMİR Bey'e...
Kırözü ile ilgili yazıyı keşke doğrudan benim e mail. adresime yazarak veya bana telefon ederek gündeme getirseydin.
Gerçi hiç önemli değil, aşık sitelere yazarak da bunu bana duyurabilirsin?
Sayın Muhtar; yazıyın girişinde Hüseyin ŞAHİN'in kişilik profilini çizmişsiniz, ben de aynen görüşünüze katılıyorum. Ancak merhumu
savunma gibi bir gayretim olmadı ve olmazda. Mekanı cennet olsun.
Ben kırözü'nün suyunu Hüseyin ŞAHİN sattı diye kime dediysem yüzleşelim. Ben bu konuyu Kayseri'de Doğu Garajında Turan DEMİR abi ile konuştum. Orada Turan abiye aynen şunu söyledim: "Kırözü meselesi Hüseyin ŞAHİN'in muhtarlığı döneminde gündeme gelmiş, Hüseyin ŞAHİN'in ile birlikte Karpınar Köyü Muhtarı merhum Mehmet AVAR'da " Kırözü Gaziler, Taşlık, Kavaklı, Karpınar ve İğdeli köylerinin ortak mallarıdır" diye ortak tutanağa imza atarak mühürlemişler dedim. Ben sözümün arkasındayım. Ben hiç bir zaman Hüseyin ŞAHİN'in kırözünü sattığını söylemedim. Yukarıda bahs ettiğim konuyuda bizzat Gazilerliler söylüyor.
Benim sizin bahs ettiğiniz gibi bir önceki muhtarı temize çıkarma gibi bir gayretim olmadı, olamaz da.
Hatırlarsanız siz seçim döneminde beni telefonla aradığınızda size aynen şu cümleyi kullanmıştım" Ne senin adaylğın, ne de Baki DEMİR'in adaylığı bana heyecan vermiyor" demiştim. Yine aynı şeyi söylüyorum.
Hatem DUMAN'ın tarlasından su Baki DEMİR'in zamanında gitmiş olabilir. Bir İğdelili olarak bu durum sizi ne kadar rahatsız ettiyse beni de o kadar rahatsız etmiştir. Evet mahkemeye itiraz etmeliydi. Ben bunu aynen Turan DEMİR abiye de söyledim. Baki DEMİR itiraz etmemekle hata etmiştir. İtiraz etmeliydi. "Benim kırözü'nde işim kalmadı" demesi de çok yanlış bir şeydir. Eğer insanlar yetkili olduğu dönemlerde hata yaptılarsa, bu hatalarının hesaplarını hukuk önünde vermek zorundadırlar. Bu kişi her kim olursa olsun İğdelinin çıkarlarının önünde değildir.
Evet sayın muhtar; benim merhum Hüseyin ŞAHİN ile ilgili söylediğim yukarıda yazdıklarımdan ibarettir. Merhumu rahmetle anıyor, mekanı cennet olsun diyorum.
SEVGİ İLE KALINIZ...
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Osman(Cafer) TATAR
Yer:
Kayseri
Tarih:
01 Mayıs 2011, Pazar 10:26 |
1 MAYIS'IN ANLAM VE ÖNEMİ ÜZERİNE
"Doğruyu söylemekten korkmayınız!.."
Mustafa Kemal ATATÜRK
"1 Mayıs alın teriyle, emeğiyle geçinen işçiler ile tüm emekçilerin demokratik hak ile taleplerini gündeme getirdikleri, birlik, dayanışma, mücadele günü olarak kutlanır."
Cevdet SELVİ
CHP Genel Başkan Yardımcısı
Bilindiği üzere 1 Mayıs, işçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günüdür. Avusturalya'dan Kuzey Kutbu'na, Afrika'dan Asya'ya, Amerika'dan Avrupa'ya yüz milyonlarca emekçi sömürüsüz, baskısız ve savaşsız bir dünya özlemini 1 Mayıs alanlarında haykırmaktan onur duymaktadır.
Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu en önemli şey demokratikleşmedir. Bu anlamda Türkiye emekçileri için Taksim’de olmak “inatlaşma” değil, demokrasi mücadelesinin olmazsa olmazlarındandır. Çünkü Taksim Meydanı 36 insanımızın katledildiği 1 Mayıs 77 Katliamı’nın ardından 1 Mayıs’la özdeşleşmiş; 1 Mayıs Meydanı olmuştur. Emekçilere yapılan en kanlı saldırı, bu alanda gerçekleşmiştir. Bu, bir sembol değil, bedelini Türkiye emekçilerinin kanıyla, gözyaşıyla ödediği bir tarihtir. Bu nedenle; Taksim, 1 Mayıs Alanı’dır.
16 Mart 1978’de İÜ. Eczacılık Fakültesi’nde 7 öğrencinin katledilmesinin, Maraş, Çorum katliamlarının ve 12 Eylül askeri darbesine uzanan ortamın yaratılmasında 1 Mayıs 1977 katliamının önemli bir kilometre taşı olduğu açıktır.
"Her konunun tartışıldığı" ve yavaş yavaş dosyalarının açıldığı koşullarda 1 Mayıs 1977 katliamından hiç söz edilmemesi, anlamlıdır.
30 yıldır çeşitli hükümetler, 12 Eylül darbecilerinin yarattığı hukuka sadık kalarak 1 Mayısları yasaklamışlardır. Emekçiler, uğradıkları baskılara, tehditlere, cinayetlere, kışkırtmalara, katliamlara rağmen 1 Mayıs'lara sahip çıkmışlardır.
1 Mayıs 1977 katliamının açığa çıkarılması ve unutturulmaması için de emekçilerin İstanbul'da 1 Mayıs'ı Taksim'den başka bir alanda kutlamama kararlılığı, son derece haklı bir istemdir.
120 yıl önce 8 saatlik çalışma günü kazanıldığı halde, bugün ülkemizde 14 saatlik çalışma süreleri devam etmektedir. Çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve insanca yaşanacak bir ücret için verilen ve verilecek mücadeleler, işçi sınıfının uluslararası dayanışmasının simgeleştiği gün olan 1 Mayıs'ta anlamını bulmaktadır.
Bugün, 1 Mayıs'ın tatil ilan edilmesi, Türkiye emekçileri için önemli bir kazanımdır. Emekçiler bu kararı, çok gecikmiş bir adım olarak değerlendirmektedirler. Kimse bu karardan yola çıkarak, atılan adımın emekçilere bahşedilen bir lütuf olduğunu düşünmemelidir. Atılan adım, 30 yıl önce gasp edilmiş bir hakkın, onlarca yıldır Türkiye emekçilerinin sürdürdüğü ısrarlı mücadelenin, ödenen bedellerin sonucudur.
1 Mayıs, dünyada 167 ülkede çeşitli isimler altında birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak “bayram” havasında, kentlerin en merkezi alanlarında ve yasaksız kutlanmaktadır.
Ülkemizde 1 Mayıs önündeki engellerin kaldırılması, 1 Mayıs 1977 katliamının ortaya çıkarılması, yakın geçmişteki karanlık olayların aydınlatılmasına katkı sağlayacaktır. Bu konuda cesaretle adım atılarak, 1 Mayıs 1977’de yaşanan katliamın aydınlatılması ve sorumlularının yargılanması için TBMM Araştırma Komisyonu bir an önce kurulmalıdır.
Bugün ülkenin ekonomik ve siyasi olarak içinden geçtiği son derece duyarlı süreçte, her zamankinden daha fazla demokrasiye ve açıklığa ihtiyaç vardır. Bu konuda siyasal iktidarı, emekçilerin haklı istemlerini gasp etmeye yönelik her türlü davranış ve girişimlerden uzak durmaya ve toplumsal barışa karşı duyarlı olmaya davet ediyor; tüm ezilenleri 1 Mayıs ruhuyla selamlıyorum.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hasan Tasyürek
Yer:
İstanbul
Tarih:
23 Nisan 2011, Cumartesi 00:26 |
Sayın Yöremizin Site Yöneticilerine ,
yöremiz insanlarını birbirine düşman etmeye yönelik kişisel saldırılara ve bilhassa BAK DER başkanımızla yöneticilerine yapılan özel saldırıları sitelerinize yerleştirmek hiçte etik değil.
Dürüst olmak benim asaletimdir diyebilen Site yöneticelinin bundan sonra bu tür yazıları sitelerinde yayınlamayacağına inancım sonsuzdur.
Büyük düşünen insanların böylesi basit tartışmalara harcanacak vakti yok artık.
Yedi Bucak Avşarlarının tek gülü IĞDELİ PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR VE CEMEVİ inşaasını tamamlamak hepimizin göreviyken, böylesi basit kişilerlen uğraşmamız bizi ve yöremiz insanını tatmin etmiyor.
Sizlerin asaletine yakışan, Cemevi ne yardım kampanyasını başlatmak ve sonuçlandırmaktır.
Bunu yapacağınıza da inancım sonsuzdur. Bu Gül ün oraya dikilmasinin hepimizin namus borcu olduğuna inandığınızada inancim sonsuzdur.
Bütn insanlarımızı yadım kampanyasına katılmaya davet ediyor, hepinizi açılışa bekliyoruz.
BAK DER SEKRETERİ
HASAN TAŞYÜREK
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Ozan KILIÇ
Yer:
Konya
Tarih:
21 Mart 2011, Pazartesi 06:50 |
Merhaba Hüseyin Amca ve Değerli Site Sakinleri..
Merhaba Erenler..
Çok Uzun Bir Zamandır Başta Hüseyin Amcanın Sitesi Olsun ve Aşiret Köylerinin Sitesi Olsun ve daha Bir Çok Siteden Yaşam Şartlarına Uyum Sağlamak Amacıyla Uzak Kaldım Ama Her Zaman Aklımda olan Sitelerden Sadece Hüseyin Amcanın ki ne Girme Fırsatı Bularak Yazıyorum Dostlar Herkese Kucak Dolusu Selamlar ve de Saygılar İhmal Ettiğim Büyüklerimin Affına Sığnıyorum.
Dostca Kalın Erenler...
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hasan TATAR
Yer:
İstanbul
Tarih:
04 Mart 2011, Cuma 16:52 |
Köyümüz halkından kayseri Özel Ömür Hastanesinde Ameliyat olduğunu öğrendiğim Sn. Ünal ALKAN abime acil şifalar diliyorum.
Hasan TATAR
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Hasan TATAR
Yer:
Kayseri
Tarih:
20 Şubat 2011, Pazar 11:29 |
Syn Türkmen sitesi ve burunoren. com editörü sitenizdeki gereksiz ve asılsız ölüm haberini kaldırırmısınız .
Saygılarımla
Hasan TATAR
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Kadir CEYLAN
Yer:
Adana
Tarih:
23 Ocak 2011, Pazar 12:58 |
Sayın Hüseyin DEMİREL ve Hüseyin ŞAHİN ailelerine baş sağlığı diler ALLAH Mekanını CENNET eylesin Dualarımızı kabul etsin.
Acınızı sizinle paylaşıyoruz ALLAH güç ve sabır versin Ailesine ve yakınlarına.
Salman CEYLAN oğlu
Kadir Ceylan
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
tuncay yalcin
Yer:
Almanya
Tarih:
21 Ocak 2011, Cuma 03:02 |
Vefat Eden Değerli Merhumlar Hüseyin Şahin ve Hüseyin Demir'e Dualarımızı, Acılı Kederli Ailesine Başsağlığı Diliyoruz. Yattığı yer cennet olsun.
YALÇIN AİLESİ
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Nejdet CEYLAN
Yer:
İstanbul
Tarih:
20 Ocak 2011, Perşembe 22:37 |
Hüseyin Demirel abime rahmet diler,ışıklar içinde yatsın.Tüm DEMİREL ailesinin ve sevenlerinin acılarını paylaşır,başları sağ olsun.
|
| Yukarı |
|
| |
|
|